HANEFİ USULCÜLERİNE GÖRE NASSIN DELALETİ VE KIYASLA İLİŞKİSİ

Hüseyin Okur
2.943 886

Öz


Özet

Lafız-mana ilişkisindeki anlam arayışında ve fıkhın kendine özgü lafızların delâleti meselesinde, Hanefîlerin delâlet anlayışı, hüküm istinbatında elde edilen her türlü verinin, lafız eksenli olma zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Bu, Hanefî fukahasının dört delâlet türü için şart koştukları, lafız anlam ilişkinin temel kuralı olmuştur. Şafiîlerin mantuk ve mefhumun delaletinin mahiyeti karşısında Hanefi fakihler manaya delaletin yollarını ibare, işaret, nassın delaleti ve iktizanın delaleti gibi bir ayrıma tabi tutarken bunların hepsinin lafzın delaleti olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Nassın delaleti ise lüğavî ve lafzî bir delalet olmasının yanında kıyasa çok benzerliğiyle öne çıkmaktadır. Bu çalışmada nassın delaleti ve Hanefilerin onun bir kıyas türü olarak kabul etmemelerinin nedenleri üzerinde durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Nassın delaleti, kıyas, dilde kıyas.

 

Abstract

In the search for meaning in the relationship between text and meaning and in the matter of dalalat of words specific to fiqh, the Hanafi understanding of dalalat asserts that every bit of data has to be text-based in the process of deducing judgment. This has been the main principle of the text-meaning relationship which is required by Hanafi scholars for the four types of dalalat. Compared to the content of the dalalat of the basic and indirect meanings of the text put forth by Shafi’i scholars, Hanafi scholars keep the ways of “dalalat to meaning” subject to a differentiation such as text, sign, dalalat of nas and dalalat of connotation while agreeing in unison that all of these are dalalat of text. Along with being a lexicographical and textual dalalat, dalalat of nas stands out with its resemblance to deductive analogy (qiyas). This work focuses on the content of the dalalat of nas and the Hanafi scholars’ not accepting it as a form of deductive analogy.

Keywords: dalalat of nas, analogy, deductive analogy.


Tam metin:

PDF